7 Haziran 2021 In Yüksek Mahkeme Kararları

YENİ DOĞAN BEBEKTE PRÖMOTORAKS GELİŞMESİ SONUCUNDA UYGUN HASTANEYE SEVK ETMEYEN DOKTORLARIN SORUMLULUĞU

T.C.

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ

E. 2016/1134

K. 2016/4487

T. 18.3.2016

DAVA : Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine dair hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Katılan …’nun eşi olan mağdur ..’nun, 28.8.2006 günü özel Pendik Şifa Hastanesinde saat 11:00 sıralarında sezaryen ile bir erkek çocuk dünyaya getirdiği, doğumun olağan gerçekleştiği ve bebeğin bir süre sonra annesinin yanına da verildiği, doğum sonrasında bebeğin takibinin hastanede çocuk uzman hekimi olarak görev yapan Dr…. tarafından yapıldığı, doğumdan 4-5 saat kadar sonra bebekte başlayan solunum sayısındaki artış ve solunum esnasında inlemeler üzerine, hastanede çocuk uzman hekimi olarak görev yapan Dr…. tarafından Hood yöntemi ile bebeğe oksijen desteğinin verilmeye başlandığı ve bebeğin açık yatakta takip edildiği, özel Pendik Hastanesinde kadrolu doktor olmayıp konsültan hekim olarak zaman zaman çalışan Doç. Dr. …’nın 29.8.2006 günü hastanede bizzat gördüğü ve konsülte ettiği bebeğe Hood tedavisinin devam edildiği, yeterli gelmemesi üzerine CPAP yöntemi ile bebeğin hava yoluna maske ile oksijen verildiği, mesai saatinin bitmesi üzerine hastaneden Dr….’nın da ayrılması ile yoğun bakım altındaki bebeğin hastanede sadece nöbetçi pratisyen hekim ve hemşire gözetiminde bırakıldığı, Hood ve CPAP tedavileri sonucu gelişebilecek risk olan prömotoraks (yani göğüs boşluğunda hava toplanması) komplikasyonu ve bu durumda yapılması gerekli tedavi olan enjektör yardımı ile havanın boşaltılması ve sonrasında göğüs tüpü takılması operasyonu için Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulu’nu 24.10.2011 tarih ve 1039 Sayılı raporunda belirtildiği gibi, hastanede devamlı çocuk hastalıkları uzmanı, neonataloji uzmanı, çocuk cerrahisi uzmanı ve göğüs cerrahisi uzmanı olan uzmanlardan en az birisinin bulunmasının gerektiği, söz konusu hastanede mesai saatleri dışında bu uzman doktorlardan birisi bulumadığı gibi, durumu ciddi olan bebeğin bu uzman doktorların ve daha gelişmiş yoğun bakım ünitesinin bulunduğu bir hastaneye de gönderilmediği, durumu git gide kötüleşen bebeğin 30.8.2006 günü gecesi ilk saatlerine kadar hastanede tutulduğu, bebekte gelişen prömotoraks rahatsızlığının ilerlediği, telefon

ile gece ulaşılan konsültan hekim …’nın bebekte prömotoraks gelişmiş olma ihtimali nedeni ile bebeğe göğüs tüpü takılması gerektiğinin söylendiği, ancak 30.8.2006 gecesi ilk saatlerinde hastanede bu operasyonu yapacak bir hekimin bulunamadığı, bunun üzerine bebeğin özel Çağıner Hastanesine sevk edildiği, gece 03:45 de durumu çok kötü olarak bu hastaneye getirilen bebeğin akciğer grafisinin çekildiği ve bebekte prömotoraks gelişmiş olduğunu tespit edildiği ve sağ akciğere toraks tüpünün takıldığı, genel durumu iyileşmeyen bebeğin solunumunun azaldığı, kalp atımının durması ile kalp masajına başlansa da bebeğin 05:55 de hayatını kaybettiği olayda;

Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulu’nun 24.10.2011 tarih ve 1039 Sayılı raporunda belirtildiği gibi, doğumun gerçekleştiği özel Pendik Şifa Hastanesinde gerekli uzman kadrosunun bulunmaması nedeniyle, prömotoraks gelişen bebekte bu komplikasyonun zamanında tespit edilemediği, enjektör yardımı ile zamanında göğüste biriken havanın boşaltılıp devamında göğüs tüpünün zamanında takılamadığı gibi yoğun bakım altındaki bebeğin gerekli uzman doktor kadrosuna sahip bir hastaneye daha erken gönderilerek gerekli tüm bu tedavi sürecine daha erken başlanmasının da sağlanmadığı ve böylece zamanında müdahale ile ölüm riskinin çok düşük olduğu prömotoraks sebebiyle bebeğin ölümüne sebebiyet verildiği, yine Dairemizin 9.10.2013 tarih, 2013/16221 esas, 2013/23083 karar sayılı bozma ilamı sonrası alınan 18-19.9.2014 tarih ve 13544 Sayılı Yüksek Sağlık Şurası raporunda belirtildiği üzere, yoğun bakım ünitesi bulunmayan hastanede prömotoraks gelişen bebeğin takibinin uygun olmadığı ve yoğun bakım ünitesi bulunan bir hastaneye acilen sevkinin gerektiği, yoğun bakım ünitesi bulunmayan şartlarda hastayı takip eden ve erken dönemde başka bir hastaneye sevk etmeyen doktorlar … ve …’nın, hayatını kaybeden bebeğin ölümü olayında sorumlu oldukları, hastane başhekimi olan sanık …’nun eylemleri ile netice arasında illiyet bağının bulunmadığı, tüm dosya kapsamından sanık … hakkında atılı suçtan beraate karar verilmesinde bir aykırılığın olmadığı anlaşılmakla,

SONUÇ : Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, suç açısından failin taksirinin bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanın bir sebebe dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle, beraate dair hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 18.3.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Leave a Reply